Zehra Gürbüz – 2005 / Bursa

Selamünaleyküm,

Ben Zehra, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. Önce kendi selamımı ileteyim istedim çünkü size çokça selam getirdim. İlk önce Eriha selamlarını iletti size. Üzerindeki çocukların bize ikram ettikleri hurmalar çok lezzetliydi, umarım tatları size kadar ulaşmıştır. Ardından Kudüs’e giden yollar, otobüsün tekerine takılan taşlar, hurma ağaçları sizlere selam söyledi. Kudüs’ün içinde seyahatimize devam ederken Mescid-i Aksa’nın surlarının yapılmasına vesile olan Kanuni Sultan Süleyman tüm ihtişamıyla karşıladı bizi, selamını gönderdi. Ardından Kudüs için canını vermiş tüm sahabe ve şehitler sizden selamının yanında bir Fâtiha istedi. İçeride satıcılar çok saygı ve özlemle bahsettiler sizden, bol bol selam yolladılar hiç merak etmeyin, sizin yerinize de alışveriş yaptım onlardan. Size sekiz kapının da ayrı ayrı selamını getirdim burada vazgeçmemek ne demek bana öğrettikleri için onların yeri bende gerçekten ayrıdır, siz de tek tek alırsanız selamlarını çok sevinirim. Kubbetü’s-Sahra’ya gelince tüm vakarı ve ışıltısıyla önce tebessüm etti Türkiye’den geldiğimizi duyunca ardından sizlere sitemli bir selamda bulundu, ben de mahcubiyet içerisinde selamını alabildim. Bu sırada Kubbetü’s-Sahra’nın gökyüzü gibi masmavi çinilerinin yapılmasına vesile olan Abdülhamid Han durdurdu beni, “Torunlarıma benim selamımı da götürmeyi unutma.” dedi. el-Halîl’den Hz. İbrahim’in makamında onun duasıyla dua ettikten sonra görüştük, belli etmese de her geçen gün daha da zor geçiyor onun için, selamının yanında dualarınızı eksik etmeyin diye tembihledi. Hz. Musa’nın, Hz. Davut’un, Hz. Şuayb’ın makamlarında da benzer şeyler yaşandı; çok selamları var sizlere. Kudüs fatihini sona bırakmak istedim, Selahaddin Eyyubi’nin selamının yanında Kudüs’te dolaşırken adeta bize bıraktığı nasihatleri dinledik, onun sayesinde fethedilen Kudüs’ün tekrar eski, görkemli ve huzur dolu hâline kavuşması için ne yapabiliyorsak çok daha fazlasını yapmamızı salık verdi.

Size her Türkiye’den geldiğimizi duyunca gözleri parlayan Filistinlilerin, dünyanın en güzel manzaralarından birinde duran Zeytin Dağı’nın, o kutsal beldenin her hâlini görmüş, her kahrını çekmiş evlerin, ağaçların, toprağın da selamını getirdim. Şimdilik yalnızca onların selamlarını kabul ettim, sizlerin de selamını iletmedim. Siz çok yakında özgür Filistin’deki özgür Kudüs’e gidip kendiniz selamlaşırsınız inşallah.