Zehra Durmuş – 2002 / Trabzon

Ben Zehra Durmuş, 23 yaşındayım. Eczacılık Fakültesi öğrencisiyim. “Kudüs’e bir kez gidilir, sonraki gelişler hep dönüştür” derler ya, meğer ne kadar doğru bir sözmüş. Geçtiğimiz yıl Kudüs Kumbarası vesilesiyle Kudüs’e ilk adımımı atmıştım; döndüğüm andan itibaren ise aklım da ruhum da Kudüs’te kaldı. Yeniden kavuşabilmenin hayaliyle yaşadım ve çok şükür, bu yıl Kudüs Kumbarası ile dönmek nasip oldu.

Konfor içinde, çoğu şeye zahmetsizce erişebildiğim için amaçsızlaşan bir dünyada yaşarken Mescid-i Aksa’mıza girmek için bu denli mücadele etmek bana bambaşka bir idrak kazandırdı. Kapılardan reddedilişlerimizin, kimliğimize ve İslam’a karşı yapılan alayların ve sayısız engelin karşısında insanın sığınacak tek bir limanı kalıyor: “Hasbünallâhu ve ni’mel vekîl.” Bu sözü dilimin bir alışkanlığı olarak değil, acziyeti ve teslimiyeti kalbimin en derin yerinden hissederek söyledim her seferinde. İşte tüm bunların ardından o kapıdan içeri nihayet adım attığım anı anlatmaya ise kelimeler yetmiyor. Çabalayarak, direnerek varılan bir secdenin kalbimde bıraktığı iz, insana gerçekte neye ait olduğunu ve niçin çabalaması gerektiğini haykırıyor. O eşikte dururken anladım ki özgür bir Filistin’i, kurtulmuş bir Aksa’yı görebilmek yalnızca uzaktan üzülmekle ya da temenni etmekle mümkün değil. Bu kutlu dava, benden çok daha fazlasını istiyor.

Kudüs’e gidebilmemizde emeği, duası ve bağışı olan herkese gönülden teşekkür ederim. Çünkü bizi Kudüs’e ulaştıran en kıymetli vesile bu samimi destekler oldu. Bu hayır halkasını her daim diri tutmalı, Mescid-i Aksa nöbetine var gücümüzle, kararlılıkla destek olmaya devam etmeliyiz.