– İşgalci Polis: Where are you from
– Ben: Türkiye
– İşgalci: Go back go back
Hıtta Kapısından alınmaz Nasır Kapısına gideriz yine aynı muamele, oradan Silsile kapısına aynı şekilde, sonra bizimkilerden bir mesaj gelir: “Ben Faysal kapısından girdim orayı deneyin.” diye koşa koşa oraya gider ve kutlu mabedimize, Aksa’mıza ulaşırız. Her ret yediğimizde hüzün ve daha çok sevinç duymaya başladım. Çünkü buradaki kardeşlerimi o an o kadar iyi anladım ki kendi ülkende kendi mabedine güvenlikten geçmek bazen girememenin verdiği duyguyu anlatmaya kelimeler bulamıyorum.
Ben Yunus Emre Karataş aslen Sivaslı olup Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 6. Sınıf öğrencisi ve yıllardır Kudüs sevdasıyla tutuşan aşığını bekleyen bir maşuktum. Çok şükür, kavuştum.
Elhamdülillah 10 vakit namaz kıldığım Mescidi Aksa’da hiç tek seferde girmek nasip olmadı iyi ki de olmadı. Filistinli kardeşlerimle konuşuyorum bizim için ellerinden ne geliyorsa fazlasını yapmaya çalışıyorlar İsrailliler ise Türk deyince suratları düşüyor o zaman diyorum ki doğru yoldayız.
İlk gün Aksa’mıza kavuştuk herkes heyecandan ne yapacağını bilemiyor Kubbetus-Sahra’ya mı gitsem Kıble mescidine mi gitsem diye düşünürken bir el elimi tuttu ve “come” dedi. Dönüp baktığımda Muhammed ve İshak beni top oynamaya çağırdı. O an istem dışı bir şekilde Muhammed’e sarıldım ve kendimi kaybetmiş bir şekilde oyun oynamaya başladım. Yıllardır futbol oynayan biri olarak hiçbir maç bu kadar keyifli bu kadar huzurlu gelmedi.
Türkiye’den gelen tek grup olduğumuz bir dönemde Gazze soykırımı yaşanırken orada bulunmak “biz buradayız her zaman sizinleyiz, 85 milyonun selamı ve duasını getirdik” dememiz o kadar kıymetliydi ki, gözlerindeki şükrü ve umudu görmek çok etkileyiciydi. Oturduğumuz mekanlardaki esnaf çok zor durumda olmasına rağmen Türk olduğumuz için limonata ikram etmeye çalışmaları, indirim yapmaya çalışmaları gerçekten insanüstü bir davranış olarak hafızamda kaldı.
Bir sabah namazında bizleri aksaya almayınca soluğu surun hemen dışındaki Rahmet Mezarlığında aldık. Şeddad bin Avs ve Ubade bin Sabit ra. kabrinin yanında kıldığımız namaz öyle huşuluydu ki… Ardından güneş doğana kadar okuduğumuz Kehf suresi ile Ashab-ı Kehf’den beri Müslüman gençlerin zalime karşı hep var olacağını tevhit davasını üstüne geçireceğini idrak etmemize vesile oldu.
Bu dört günde gördüklerim yaşadıklarım o kadar etkileyici oldu ki insanın Filistin’de yaşananlara duyarsız kalması mümkün değil. Her zaman her mekanda artık burada yaşananları anlatmayı bir görev olarak hissediyorum ve buradan bize bu kutsal beldeyi ziyaret etmeye vesile olan herkese gönülden bir teşekkürü borç biliyorum. Bireysel gelsem kesinlikle bu kadar faydalı ve güzel geçeceğini düşünmüyorum. Burada bulunmanın görünmenin ne kadar kıymetli olduğunu gördüm ve artık elimden ne gelirse yapacağıma söz veriyorum. Herkesi Kudüs Kumbarasına yardım etmeye davet ediyorum.