Sözlerime nereden başlayacağımı bilemiyorum. Belki de Kudüs’ün benim için neden önemli olduğundan ve neden orayı ziyaret etmek istediğimden bahsetmekle başlamalıyım. Elbette her Müslüman için değeri inkâr edilemez olan o kutlu belde, benim için de Mi‘rac’ın ve peygamberlerin şehridir.
İnsan bazen bir hayal kurar ve sadece onun peşinden gitmek ister. Farkında olmadan da hayatının geri kalanını bu hayale göre şekillendirir. Filistin meselesi elbette son yılların meselesi değildir; tarihi en eski çağlara kadar uzanır ve bugün Ümmet-i Muhammed’in kanayan yarasıdır. Bundan dört yıl önce, benim de hayallerime Kudüs girdi. Dünyayı gezmek gibi bir hedef koymuştum kendime ve bu hedefe, etrafı mübarek kılınmış üç mescitten başlamayı arzuladım.
Yurt dışına çıkma imkânım birkaç kez varken elimden kayıp gitti. Fakat her seferinde içimden “iyi ki olmadı” diye düşündüm ve Rabbime şükrettim. Mekke ve Medine’ye gitmek, Kudüs’e gitmekten nispeten daha kolay olduğu için önce Umre’ye gitmeye karar verdim. O günkü şartlarda Kudüs’e gitmek bana hayalden öte bir şey değildi. Ta ki bu proje ile oraya gitme imkânı doğana kadar…
İlk yurt dışı deneyimimin Beytülmakdis’e olması benim için büyük bir mutluluk. İnanıyorum ki bu tecrübe, ileride yapacağım yolculuklara ve hayatımın geri kalanına rehberlik edecek. Bu vesileyle, bana bu fırsatı sağlayan ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Rabbim, benim gibi nice Müslümana da Kudüs hayallerini gerçekleştirmeyi nasip etsin.