Kader Kılıç – 2002 / İstanbul

Kudüs için yola çıkan bizlere ve bu yolun öncüsü olan sizlere,

Ben Kader Kılıç, İstanbul’da üniversite öğrencisiyim. Yirmi üç yaşındayım. Ve ömrümün en bereketli zamanında yaşadığım şu dünyada hoş bir sada için gayret göstermeye çalışan bir kardeşinizim.

Çok kısa bir süre önce Kudüs Kumbarası ile birlikte çok güzel bir yolculuktaydık. Bu kutlu yolculuğa gençliğimin en bereketli zamanında sizler vesilesi ile gidebildiğim için çok minnettarım.

Bu bereketli toprakları ziyaret etmeden önce Aksa davası üzerine düşünmek,idrak etmek, okumalar yapmak, belirli bir düşünce zemininde kendimi aramamı sağlamıştı ancak hala nerede olduğumu neler yapmam gerektiğini anladığımı düşünmüyordum.

Umre ibadeti için gittiğim Mekke ve Medine’de ziyaretlerimde geçirebildiğim en verimli zamanları geçirdim. Durmadan uyumadan çok rahat bir şekilde her an ibadet edebiliyordum ve bunun şükrünü de sık sık yerine getirmeye çalışıyordum. Bu ibadetten sadece iki gün sonra çıktığım Aksa yolculuğu ise benim için bambaşka bir yerde olacakmış bunu her an her aksa kapısında beklediğimde anlayacakmışım. Kudüs’e girmeden edindiğim teorik bilgiler orayı görmeden idrak edilecek boyutlarda değilmiş bunu anlamış oldum.

İlk günden başlayacağım bu sürece, her gün satırlar dolusu yazılacak hikayelerimize ortak oldu bu belde.

Kafile ile birlikte rehberimizin kimlik, pasaportunu askerlere vermesiyle grup halinde, çantalarımızı aramalarıyla içeriye girebiliyorduk. Sabah namazları ise çok daha zordu. Biz de ısrarla her sabah bu girişimlerde bulunduk. İlk sabah tüm kapıları denememize rağmen askerler Türk olduğumuzu anladıkları gibi bizi gönderiyorlardı. Biz bir saat kapılarda dolaşırken bir ablaya Ömeriyye medresesini açan genç Filistinli bir kardeşimiz sayesinde biz de ilk sabah namazını burada eda etmiş olduk.

Her sabah kapıda bekleyen amcalar 03.00’den 03.40’a kadar ayakta bekliyorlar askerlerin kapıyı açmasını. Kapının hemen yan tarafında bir merdiven vardı hiçbir şekilde oturmayı kabul etmiyorlar aksine biz oturalım diye namazlık ve karton seriyorlardı. Eşiyle küçük arabada gelen bir amcamız gür sesiyle selam veriyordu biz de hep bir ağızdan “Aleykümselam” diyorduk.

Bastonlu amcamız geldiği gibi bastonu üç defa kapıya vuruyordu ve hiç bitmeyen enerjisiyle herkesi güldürüyordu. hiç anlamasak da etrafındakileri güldürmesi bizi de tebessüm ettiriyordu.

Allah onları aksa’ya ehil kılmış. Şükürleri, dillerinden düşmeyen zikirleri, her an mescidde ders yapıyor oluşları bana bunu gösterdi.

Bu nimet bize nasip olur mu bilmem, duam o dur ki Allah’ın vereceğine iman ettiğim kutlu zafere bizleri ve ehlimizi öncü kılması.

Bu sürecin bizim için bu şekilde verimli, faydalı ve çokça bilinçle geçmesini sağlayan Kudüs Kumbarası ekibine tekrar ve tekrar çok teşekkür ederim.

Son olarak bu emeklerin sürekliliğine katkı verenler için Kudüs’e tekrar ve tekrar gitmenin orada bulunmanın, özelikle Türkiye’den gitmiş olmanın çok önemli olduğunu bu sürecin devamlılığına katkı vermenin Kudüs için ne kadar ciddi bir süreç olduğunu tekrar yazmak istedim. Allah sizden razı olsun. Katkı veren, bu topraklara gidip özgürlük gayesi için çabalayan herkesi Aksa’nın fethine öncü olmayı nasip etsin.