Hicran Koç – 2003 / Konya

Ben Hicran Koç, Gebze Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4. sınıf öğrencisiyim. Kudüs’e gitme nasibine erişen o şanslı kişilerden biriyim, elhamdülillah.

Nereden ve nasıl başlayacağımı bilemediğim, duygularımı bile tam olarak tanımlayamadığım bir yazı bu sanırım. İnsan yola çıkmadan önce tanıdık duygular yaşayacağını sanıyor; yaşayacaklarının kendisinde ne kadar derin bir iz bırakacağını ise pek kestiremiyor. Ama sınıra vardığım anda, karşımdaki işgalcilerin hâl ve tavırlarıyla birlikte yüreğimde bir yangın başladı. Sırf bizim vuslat heyecanımız boğazımızda kalsın diye, saçma sebeplerle saatlerce bekletildik. Bilmiyorlardı ki bekledikçe kavuşma arzumuz daha da büyüyor, onların karşısında dimdik durmamız gerektiğini bir kez daha idrak ediyorduk.

Ertesi gün, Aksa’ya girebilmek için birer ikişer yerli halkın arasına karışmaya başladık. Kafamda “Acaba girebilecek miyim, yoksa başka kapılar mı denemeliyim?” diye senaryolar dönerken, birden kendimi zeytin ağaçlarının arasında buldum; sapsarı kubbesiyle ışıldayan, adeta kollarını açıp “Hadi gel.” diyen Kubbetü’s-Sahra karşımdaydı. O şaşkınlık ve hayranlıkla avluya doğru adımladım ve vuslat…

Orada geçirdiğim süre belki birkaç günden ibaretti, ama bende bıraktığı iz kuşkusuz çok daha büyük. Bazı kelimeler gerçek anlamına orada, o mübarek beldede kavuştu benim için; mesela “kardeşlik”. Biliriz ki İslam, zaman ve mekân fark etmeksizin hepimizi tek bir çatı altında toplar ve bizi kardeş kılar. Kudüs, işte bu bilginin ilme’l-yakînden hakka’l-yakîne dönüştüğü bir yolculuk oldu benim için. Allah’a teslimiyeti de, İslam’da samimiyeti de orada gördüm. Kardeşlerimizin bizim orada olmamızdan duyduğu mutluluk, içimdeki yangını daha da alevlendirdi ve şunu bir kez daha anladım: “Kudüs’e en büyük yardım, Kudüs’e gitmektir!”

Tekrar tekrar gitmek istiyorum; özgürce kardeşlerimle o avluda kucaklaşmak istiyorum. Ve inanıyorum ki bu sahne, biiznillah, çok yakın.

Sözlerimi sonlandırırken Kudüs Kumbarası ekibine teşekkür etmek istiyorum. Öyle büyük bir şeye vesile oluyorlar ki, emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Bir gencin gönlüne bu ateşi düşürmenin, üzerinden yıllar geçse de sevabı kesilmeyecek büyük bir sadaka-i câriye olduğuna yürekten inanıyorum. İnşallah bu değirmen hiç durmadan dönmeye devam eder; özgür Kudüs’e kavuşana dek ve kavuştuktan sonra da…