Hatice Erva Yüksel – 2003 / Kütahya

Kudüs.

Beytü’l Makdis.

Kadimlerin kadimi bir belde; nice peygamberler ayak basmış, nice medeniyetler gelip geçmiş, nice asırlık zeytin ağaçları kök salmış. Benim de niceler arasında fâni bir yerim varmış, şehrin havasını solumaya ve Kudüs’e bu çağda tanıklık etmeye. Tanıklık ise hem bir kayıt hem bir sorumluluk, bundan sonra taşımakla yükümlü olduğum. Mukaddes kentte bulunduğum süre boyunca en yoğun hissettiğim iki duygu hâl vardı: hamd ve burukluk.

Öncelikle bana; bu şehre gelebilmeyi ve Mescid-i Aksa’da ibadet edebilmeyi nasip eden Allah’a hamd eder, buna vesile olanlara teşekkür ederim. Buna karşılık; içimdeki burukluğun kaynağı açık: Kudüs’ün uluslararası hukuka aykırı biçimde İsrail’in kontrolünde olması ve Gazze’de İsrail tarafından işlenmeye devam eden soykırım. Bu gerçek, ziyaretimin her anında aklımdaydı. Şehrin taş merdivenlerini adımlarken Filistinli şar Mahmud Derviş’in şu dizeleri tekrar tekrar hatırıma düştü: “Ve biz bu hayatı seviyoruz, ona bir yol bulabilirsek eğer.” Umut ve hüznün iç içe geçtiği bu şehrin, zeytinin ve limonun ülkesinin özgürlüğe ve selamete kavuşması duasıyla…