Ben Hanife Buhara Marmara Üniversitesi tıp fakültesi beşinci sınıfta öğrenciyim. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Nebimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve selleme Salat ve selam olsun.
Kudüs, Rabbimizin etrafında bereketli kıldığı Mescidi Aksa’mızı bağrında taşıyan Haremi Şerifimiz, gözbebeğimiz ve en çok da kanayan yaramız. Her Müslüman gibi benim de hayallerimi süsleyen bir Kudüs vardı oraya gitmek namaz kılmak efendimizin hadisi şerifine mazhar olmak istiyordum.
Yolculuğumuzun ilk zamanlarından itibaren bizi saran tatlı bir heyecan, adım adım yaklaşırken Kudüs’e sanki bir rüyanın gerçek oluşuna tanıklık eder gibi yerini şaşkınlık ve derin bir minnet duygusuna bırakıyordu. Kudüs’e gideceğim haberini aldığım andan Kubbet-üs Sahra’yı uzaktan gördüğüm ana kadar hala inanamıyordum. Bir rüyanın içinde gibiydim. Mescid-i Aksa’ya gidebilmek için kadim şehri sokaklarından geçerken taşlar, duvarlar, evler sanki bir şeyler söylüyordu kim bilir neler gördüler, hangi zulümlere tanıklık ettiler. Bunları düşünerek kapılara geldiğimizde rüya bitmiş yerini Filistinlilerin her gün yaşadığı gerçek almıştı. Kendi mescidimize işgalci Yahudi askerlerinin izniyle girebilmenin ve çoğu zaman girememenin ağırlığı, Müslümanın izzet ve şerefini ayaklar altına alan bu durum yüreğimi sıkıştırıyordu.
Ancak Mescidi Aksa‘nın avlusuna adımımı attığım andan itibaren gönlümü, ruhumu okşayan o rahmet yudum yudum doyurulduğumuz manevi atmosfer tüm olumsuzlukları silip atmış kalbime büyük bir hamd, teslimiyet duygusu bırakmıştı. Sanki dünyadan bir yer değil de cennetten bir köşeydi. Ömer Cihangir hocamızın dediği gibi bilgi mekanla birleşince hikmete dönüşür. Ben de Mescidi Aksa’nın her karışında izim olsun diyerek yürüdükçe bilginin hikmete dönüştüğüne şahit oluyordum. Aynı dili konuşmasak da gönül diliyle anlaştığımız Kudüslü ablalarımın bize Türkiye diyerek sarılması, mutlu olması bana bir kez daha Türk’ün beklendiğini göstermiş oldu. İşte o beklenen Türk olabilmek için varımızla yoğumuzla kendimiz için değil Ümmet için çalışmak gerektiğini hatırlatmıştı o sımsıcak sarılması. Mescidi Aksa’ya girebildikten sonra bir daha çıkmıyordum ya tekrar almazlarsa diye. Acıkırsak Rahmet Mescidi‘ne gidiyorduk orada bize yemek ikram ediyorlardı. Özellikle sabah namazına almıyorlar diye teheccüt vaktinde düşüyorduk yollara kadim şehrin sokaklarına.
Sabah namazı vaktinde Aksa’ya girebilmek için yola çıkan Müslümanlara çay ikram eden Kudüslü küçük Ömer’le Azizi anlatıyorum Türkiye’deki küçüklerime, o küçük yaşlarına rağmen bu davayı üstlenmelerini, gözlerindeki pırıltıyı, umudu, gülüşlerini anlatıyorum. Dışarı çıkmak istemeyen dört duvar arasında sıkılan teyzelere Aksa‘yı yalnız bırakmamak için zar zor da olsa teheccüd vaktinde bastonla yürüyerek gelen Kudüslü teyzeleri anlatıyorum. Bitmez sandığımız ev işleriyle hayatlarını bitiren ablalarıma teheccüd vaktinde gelen Seher vakti kuran okuyarak ribatını tutan Kudüs’te ablaları anlatıyorum. Namazla başlayan ve namazla biten bir hayat yaşandığını şahit oluyorum.
Kudüs’ten döndüğümde eski ben olmadığımın farkındaydım. Burada o kadar kolaylıklar nimetler içinde yaşıyormuşum dedim kendi kendime. Dert ettiğim şeyler aslında pek de dert değilmiş. Ne için yaşıyormuşum daha önce diye sorgulamaya başladım.
Bu sebeple her gencin herkesin Kudüs’ü gidip görmesi gerek gelirken de yüreğine bu davanın tohumlarını ekip dönmesi gerek. Filistinli kardeşlerimize varlığımızla bir nebze olsun destek olmak için gittik ancak biz de heybemize birçok şey alarak geri döndük.
Bize bu fırsatı sunan Kudüs kumbarasına çok teşekkür ediyorum. Bu proje sayesinde nice gönüllerin şifasına nice kıyamlara vesile olduğunuz Allah bilir. Ben Kudüs’e gitmeden önce bir arayış içindeyken artık Kudüs benim pusulam oldu. Yönümü onunla tayin edeceğim inşallah. Bundan sonraki hayatımda yeni bir dönem başladı besmelesini Kudüs’te çektim elhamdülillah. Gelecek kaygısı içinde nasıl bir doktor olacağını düşünen biri gençken artık duası özgür Filistin olan hayallerini süsleyen bir davası olan bir gencim.
Kudüs kumbarası bağışçıları için de duam şudur ki; Rabbim bundan sonraki bu bilinçle yapacağın tüm hayırlardan bu hayra vesile olanlara da ecirler nasip eyle. Şüphesiz ki Senin rahmetin mağfiret çoktur geniştir.
Hayrın azı çoğu fark etmez kimin elinden ne geliyorsa yapsın, siz gidemeseniz de giden birine vesile olursunuz hayır duası alırsınız ne karlı bir ticaret!
Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh.