Ben Betül Çiçek. 21 yaşındayım. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünde önümüzdeki dönem itibariyle 2. sınıfa başlayacağım inşallah.
Küçüklüğümden beri muhafazakar bir ailede büyüyüp yetişmem hasebiyle hep çeşitli ilim ve sohbet meclislerinde bulundum, ümmetin dertlerinin konuşulduğu ortamlarda oldum. İmam hatip okullarında geçirdiğim dokuz yılda ve akabinde üniversitede bulunduğum platformlarda da bu durum ziyadesiyle pekişmiş oldu. Ancak izlemek, dinlemek ve konuşmak ne kadar kıymetli olsa da tam manasıyla anlamak için yeterli değildi. Bizimkisi unutmama ve unutturmama çabasıydı yalnızca. Hissedebilmenin ancak ve ancak birebir tecrübe ederek, mazlum Müslümanlarla aynı havayı soluyup aynı mekanı paylaşarak olabileceğini Kudüs’e ulaşınca idrak ettim. İlk yurt dışı deneyimimin ilk kıblemiz, Hz. Ömer’in fethi, Selahaddin Eyyubi ve Yavuz Sultan Selim’in mirası olan kutsal belde Kudüs-ü Şerif’e olması bu ziyareti daha da biricik kıldı. Orada beş gün geçirmiş olsak da içerisinde yılların tecrübesini barındırıyor gibiydi ve öyle zannediyorum ki her zaman ömrümün en kıymetli dönemlerinden biri olarak kalacak hafızamda.
Tarih kokan bir şehirde yaşıyorum, ülkemizin her köşesi yaşanmışlıklarla dolu. Bunun bilinciyle yaşamımızı sürdürmek çok anlamlı olsa da Kudüs’te ilk kez anlatılanların çok daha ötesiyle doğrudan muhatap olduk, düşmanla burun burunaydık. Tarihte yaşıyor gibiydik; günümüz dünyasında bu zulmün var olabileceğine- her ne kadar haberdar olsak da- her adımda hayret ederek ilerliyorduk. Gazze’de bir soykırım yaşanırken, Kudüs’teki Müslümanlara yaşattıklarıysa tam bir psikolojik zulümdü. Beş gün zor sabrettiğimiz tavırlara oradaki Müslüman kardeşlerimizin daima maruz kaldığını düşünmek ise hem kahredici hem de o anki sabrımızı artırıcı bir unsurdu. Buna rağmen Filistinli çocukların, kadınların, yaşlıların gözlerindeki kararlılık, cesaret umut vericiydi. Mescid-i Aksa’nın kapılarından geri çevrildiğimizde bizleri teselli edenler, farklı yollar gösterenler yine onlardı. O insanlar kendilerini Aksa’ya vakfetmiş, ömürlerini o kutsal mabedi savunmaya adamışlardı. Tüm Müslüman aleminin sorumluluğunu tek başlarına üstlenmiş gibilerdi. Orada geçirdiğimiz süre boyunca bizler de olabildiğince onlara omuz vermek, mescidin saflarını doldurmak için çabaladık. Kimi zaman sözlü olarak kısmen anlaşabilsek de bakışlarımız da yeterliydi birbirimizi sevmek, birbirimize güven vermek için. Müslümanın Müslümandan yüzde yüz emin olduğu, birbirine kenetlendiği bir ortamı tecrübe edememiştim daha önce tam manasıyla.
Her anı dolu dolu olan ziyaretimiz her yönüyle çok şey kattı diyebilirim. Henüz dönüş yoluna geçtiğimiz esnada Kudüs’süz nasıl yaşayacağımızı, orada büyük bir cihat sürerken eski yaşamımıza nasıl döneceğimizi düşünüyorduk. İstanbul’a geleli birkaç gün oldu ve hala etkisinden çıkabilmiş değilim. Kıldığım namazlarda daima Kubbetüs Sahra’da, Kıble Mescidi’nde kıldığımız namazları hayal ediyorum. Kudüs’e tekrardan gidebilmeyi öncesinden katbekat fazla istiyorum. Filistin’le ilgili duyduğumuz, okuduğumuz haberlerde daha önce yalnızca üzülürken belki; şimdi, yaşananları en derinimde hissediyorum. Çünkü artık o topraklardan bir parça taşıyorum, oralar da benim ayak izlerime sahip. Sokaklarında gezindiğim Kudüs’ü daha fazla memleketim gibi hissediyorum.
Her Müslümanın özellikle imkan varsa genç yaşta o topraklarda bulunmasının imanına, karakterine çok şey katacağına inanıyorum. Bu noktada gençleri Kudüs’ le buluşturma gayesiyle yola çıkan Kudüs Kumbarasının ve yetkililerinin çabalarının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Gerek ziyaretimiz esnasında, gerekse öncesi ve sonrasında bizi her noktada bilgilendirmeleri, bilinçlendirmeleri şüphesiz bu ziyareti çok daha anlamlı kıldı. Bu oluşumun kurulmasına, çalışmaların yürütülmesine katkı sağlayan herkese teşekkür etmek isterim. Mescid-i Aksa’nın boş kalmaması adına Türkiye’den genç Müslümanların ribat vafizesini ifa etmek amacıyla oralara gitmesine vesile olan bağışçılardan da Allah razı olsun. Sadakalarının hem bizlerin hem Filistinli kardeşlerimizin hayatında büyük izlere aracı olduğunu belirtmek isterim.
Rabbim tüm Müslümanlara ve bizlere ilk kez ve tekraren Kudüs’e gidebilmeyi nasip etsin; bizleri en yakın zamanda Özgür Kudüs’e kavuştursun inşallah…