Essalamüaleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu
Bu mektup bizim mukaddes ve mübarek Kudüs topraklarını ziyaret etmemize olanak tanıyan ve vesile olan Kudüs kumbarasına dualarımızı ve teşekkürlerimizi iletmek için yazılmıştır. Hem bu güzel geziye vesile olan kişilere teşekkür etmek hem de bu güzel geziden kalan hatıralarımı paylaşmak istiyorum.
Kudüs’e gitmemiz aslında okulda yazılan bir proje vesilesiyle oldu. Projeye başvurmadan önce Kudüs’e gezilerin hala mümkün olduğunu bilmiyordum. Projeden kabul aldıktan sonra da ailemden ve çevremden “Orada savaş yok mu? Savaşın ortasına mı gidiyorsunuz? Orada ne işiniz var? ” gibi ifadeleri duydukça ben de biraz tedirgin oldum ve endişelenmeye başladım. Fakat yolculuğumuz başladığında o endişelerim ve korkularım elhamdülillah yok oldu. İlk gün gireceğimiz vakit İsrailli asker bizi içeri almadı, biz de başka bir kapıdan girdik. Ertesi gün de girişimiz de problem olmadı ama üçüncü ve son günümüzde girmekte gerçekten problem yaşadık. Arkadaşlarla ayrıldık ve teker teker girmeye çalıştık. Yanımda tur esnasında tanıştığım çok tatlı bir abla vardı. Onunla beraber tüm kapılardan girmeyi denedik. Askerler daha biz Türk olduğumuzu söylemeden Türk müsünüz diye soruyorlardı ve daha kapıya yaklaşmadan geri dönmemizi söylediler. Tüm kapıları denedik. Önce ikindi vakti çıktı sonra akşam vakti. En son bari yatsıya yetişelim dedik, koştura koştura nefes nefese kalan kapıları denedik ve hiçbirisinden giremedik. Ağlamamak için kendimi çok zor tuttum. Askerlerin önünde de ağlamak istemiyordum. Onların karşısında kendimi tutabilsem de turdan başka bir abla ve kızıyla karşılaştığımızda onların da giremediğini öğrendik. Ablanın kızı ağlamaya başlayınca ben de kendimi tutamadım ve ağmaya başladım. Mescid-i Aksa’ya giremediğimiz için çok üzülmüştüm ama orada yaşayan Müslüman kardeşlerimizi de anca bu şekilde anlayabilirdim. Ben yalnızca üç gündür buradaydım ve bir kere alınmadım diye oturup hüngür hüngür ağlayasım geldi ama kardeşlerimiz Mescidi Aksa’ya bu kadar yakın yaşıyor olmalarına rağmen içeri alınmıyorlar, sabrediyorlar, isyan etmiyorlar. Ancak bu şekilde onları bir nebze de olsa anlayabilirdik. Yanımdaki abla da bu konuda empati yapmamı sağladı, Allah ondan razı olsun. Elhamdülillah ertesi sabah kısacık bir süreliğine de olsa Aksa’ya girebildik ve son kez namaz kılıp dua ettik. Sabah 7 gibi açık olan tüm kapıları denedik ve hepsinden geri çevrildik. En son yeni açılacak bir kapının önünde bekledik. Saat 7.30’da açılacağını söyledi esnaf amcalardan birisi ve Allah’ın hikmeti bu ya o kapıdan hiçbir soru sorulmadan geçebildik elhamdülillah.
Kudüs maceramız, hayatımın en güzel gezilerinden birisiydi. İsrail askerlerine duyduğumuz nefretin artması belki de bizim için bir nimetti. Onların bize duyduğu nefret de aynı zaman da benim için bir şükür sebebiydi. Allah en kısa zamanda Filistinli kardeşlerimizi selamete erdirsin. Allah, o mübarek topraklara tüm prangalarından kurtulmuşken, her yerde Filistin bayrağı özgürce dalgalanıyorken tekrar gitmeyi nasip etsin. Ama bu mektubu okuyan ve o güzel topraklara bu şartlar altında gitmek konusunda hala kafasında soru işaretleri olan kişiler varsa eğer şunu söylemeliyim: Orada biz bekleniyoruz. Oradaki insanlar bizi bekliyor. Mescitte, şadırvanda, dükkanda denk geldiğimiz teyzeler, amcalar, kardeşlerimiz bizleri görünce gözlerinin içi gülmeye başlıyor. Türk olduğumuzu söylediğimiz an dua etmeye başlıyorlar. Oradaki kardeşlerimizi dualarımızdan eksik etmemeliyiz ve eğer imkanımız varsa gidip onları ziyaret etmeliyiz, yalnız olmadıklarını onlara hissettirmeliyiz. Bize de bu imkanı sunan Kudüs Kumbarası’na teşekkür ediyorum. Bizim o mübarek topraklara gitmemize kimler vesile olduysa, kim az çok yardım ettiyse Allah hepsinden razı olsun. Allah en kısa zamanda tekrar gidebilmeyi nasip etsin. Amin.