Selamun aleyküm
Ben Ennur Aksoy.
4-6 yaş Kur’an Kursu Öğreticisiyim. 32 yaşındayım.
Kudüs’e gitmeden önce oraya ait hislerim yalnızca okuduğum, izlediğim şeylerden ibaretmiş. Kudüs bambaşka bir mücadelenin, sabrın, imanın adıymış. Aksa’ya girdiğimde, ona kavuşabilmenin mutluluğunun yanında içerisinde iki rekat namaz kılabilmek için bile küffarın ağzından çıkacak tek kelimeye esir olmanın verdiği hüznü anlatamam. Esaret altındaki yer o belde değilmiş de Müslümanlar olarak bizlermişiz aslında bunu bir kez daha anladım.
Mescidi Aksa’ya grupla girişlerimizde bir problem yaşamadık, ancak bireysel girişlerimizde problem çıkardılar. Defalarca denememiz, her kapıya giderek girebildik kapılardan. Çareyi birbirimizden ayrılıp Filistinlilerin arasına karışmakla bulduk. Keza sabah namazlarında kız arkadaşlarla ikişerli üçerli gruplar halinde Mescidi Aksa’ya girmeye çalıştık ancak çok zorlandık. Sadece Türk olduğumuz için alınmamak üzücüydü ancak varlığımızla onları rahatsız ediyor olmak gurur vericiydi. Kapıya yaklaştığım anda “Türki go back, go home” cümlelerini duyacağımı bildiğim halde otelde kalmak yerine sabah namazına girmek için mücadele etmek muazzam bir duyguydu.
Peygamber makamlarını ziyaret etmek onların geçtiği topraklardan geçmiş olmak da çok güzeldi.
Öncelikle bunu nasip eden Rabbime binlerce kez şükürler olsun. Gitmek isteyenlere gitmeyi, gidip de gönlü hala orada kalmış herkese Rabbim yeniden nasip etsin. Vesile olan Kudüs kumbarası bağışçılarından Allah ebeden razı olsun. Böyle bir projeyi hayata geçirdikleri ve bizlere de bu kutlu yolculukta eşlik ettikleri için teşekkür ederim. Rabbim orada yapılan bütün ibadetlerden onların da hanesine salih amel yazılsın inşallah.