Büşra Tekin – 2002 / İstanbul

Kudüs Kumbarası ile yola çıktığımız kısa ama dopdolu yolculuk, eminim ki hayatımızın en anlamlı yolculuklarından biri oldu. Daha önce Mekke ve Medine topraklarını görmüş biri olarak, kutsal topraklardan Kudüs’ü ve Mescid-i Aksâ’yı görmek benim için bambaşka bir duygu ve hissiyattı. Şehre ilk girdiğimizde uzaktan Kubbetü’s-Sahrâ’yı görmek bile bizleri büyülemeye yetti. Ardından Mescid-i Aksâ’ya vardığımızda hissettiğimiz atmosfer gerçekten tarifsizdi. İnsanları, kuşları, rüzgârı bile ayrı bir güzelliğe sahipti. Tanıştığımız her genç, her teyze bize farklı bir değer kattı.

Kudüs’ün eski sokaklarında yürürken ise tarihi iliklerimize kadar hissettik. Her köşede, her taşta İslam’ın taşıdığı izler vardı. Emevilerden Osmanlılara, bu topraklardan geçen herkesin bıraktığı izleri görebilmek insana bambaşka bir his veriyordu.

Elbette bu güzelliklerin yanında Kudüs, maalesef hâlâ kanayan yaramız… Her mescide girişte kontrol edilmek, özgürce ibadet edebilmek için direnmek zorunda kalmak… Kudüs halkı bunu her gün yaşarken biz sadece beş gün içinde buna zor dayanabildik. Ama gördükçe insan daha çok özlüyormuş. En kısa zamanda özgür Filistin’e birlikte gidebilmek duasıyla…