Ayşe Gül Yıldız – 2002 / Gaziantep

Euzu billahi mineş şeytanirracim Bimillahirramanirrahim Elhamdulilahi Rabbi-l âlemin vesselatu vesselâmu âlâ Rasuline Muhammed’in ve alihi ve sahbihi ecmain.

Ben Ayşe Gül Yıldız. İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi 6. Sınıf öğrencisiyim ve 23 yaşındayım.

Mescid-i Aksa’yı ziyareti ilk gönlüme düştüğü vakit iş yerimden asla izin alamayacağımı düşündüğümden gidebileceğime çok ihtimal vermemiştim.  İstişare ettiğim arkadaşlarım ve hocalarım bir yolunu bulup gitmemi tavsiye edince aylar öncesinden bir yol aramaya koyuldum. Bu süreçte dünyaya dair o kadar kaygılandım ki o kaygının ziyaretimi de etkileyeceğinden endişelendim. Mescid-i Aksa’yı görene kadar kaygılarımı mead kaygısında birleştirip yok etme faziletine erişemedim. Fakat o mübarek topraklara ulaşıp o iklime varınca düşündüğüm tek şey Allah’ın beni buraya davet ettiği ve zor da olsa gelmem için bir yol açtığı oldu. İsrail askerlerinin onayından geçerek Mescid-i Aksa’ya girdiğimiz an kapıdaki zalimler de dahil sanki dünyaya dair her şey o kapının ardında kaldı gibi gelmişti. Henüz içeriye girişimizin üzerinden birkaç dakika geçmeden bir arkadaşımın sesini duydum: “Biz buradan nasıl ayrılacağız.” Son akşam namazından sonra herkesin bulunduğum saftaki arkadaşlarımın gözyaşlarını gördüğümde ayrılığın düşündüğümüzden daha zor olduğunu anladım. Bir metropolün karmaşasından uzakta Kudüs gibi sade ve güzel bir şehirde, Mescid-i Aksa gibi mübarek bir mescitte Allah’la uzun uzun konuşmanın, O’na ibadet etmenin lezzetini anlatacak sözcükler benim dilimde yok. İnşallah herkese bu lezzete erişmek nasip olur.

Aksa’nın başına karabasan gibi çökmüş İsrail ordusuna gelince sınır kapısından itibaren saygısız tavırlarına şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Filistinlilere karşı ne kadar zalim olduklarını bilsem de uluslararası alanda saygın görünmek gibi bir iddialarının kalmadığını bilmiyordum. Sabah namazından dört gün boyunca Aksa’nın kapısından kovulup son gün suriçine bile giremeyince bir şeyleri anlamaya başladım. Oraya gitmeyen hiçbir insanın Filistinlilerin neler yaşadığına dair gerçek bir fikri olamıyor. Haberleri seyretmenin çok daha ötesinden bire bir karşılaşmak. Asla Filistinlileri anlayabildiğimi iddia etmiyorum ama artık gerçek bir fikrimin olduğunu düşünüyorum en azından.

Filistinlilere gelince Allah’ın bir kez daha emaneti ehline verdiğine şahit oldum. Bizleri gördükleri zaman evlerine davet eden, bize ikramda bulunan, yol gösteren, Aksa’ya girmemiz için uğraşan ve giremediğimiz vakit en az bizim kadar üzülen Filistin halkı. Allah bizleri sizlerle Mescid-i Aksa’nın özgür olduğu günlerde tekrar kavuştursun.

Oraya giden birçok insanın vardığı önemli kanaatlerden biri şu oluyor bence: İsrail’in Mescid-i Aksa’yı boş bırakmak için uyguladığı birçok politikaya karşı dünyanın her yerinden Müslümanların belirli aralıklarla burayı ziyaret ederek bu politikayla savaşmaları gerekiyor. Bu ziyaretler Kudüs halkı için maddi manevi birçok açıdan önem arz ediyor. Kudüs Kumbarası projesi bu açıdan büyük önem arz ediyor. İş, sağlık sebepleri ya da farklı meselelerden dolayı kendisi bizzat Kudüs’ü ziyaret etme fırsatı bulamayan Müslümanlara o meclisi doldurabilecek insanlar göndermenin bir yolunu açıyor. Allah vesile olan herkesten razı olsun.