Sevgili Kudüs kumbarası ekibine ve Gönül hanım’ a teşekkür ederek başlıyorum…
Hayatımda en büyük değişimleri yaşadığımı düşündüğüm bu fırsatı bana sağladığınız için Allah razı olsun. Projede emeği geçen herkese Aksa da ayrı ayrı dua etmiştim fakat hala oradaki anılarımı anlatırken de isminizi anmadan edemiyorum tekrar ve tekrar teşekkür ederim.
Kudüs’ten döneli yaklaşık 1 hafta oldu fakat şu an ne yapıyor isem orada yapıyor gibi düşünmekten kendimi alamıyorum. Başımı secdeye koyduğum vakit kalkacağım an Kubbetu’ s Sahra’ nın altında olacağımı zannediyorum.
Annemle kışlık hazırlıklara başladık mesela aklımda hep şu var aklımda “Aksa’nın bahçesinde teyzelerle ne güzel yapılırdı bu konserveler:)” Gözümü kapadığım her vakit Aksa’yı özlüyorum. Hayatımda hiçbir vakit bu kadar kendimi ait hissettiğim bir yer olmamıştı. Ailemden uzaklaştığımda ailemi hep çok özlerim fakat ilk defa bir yerde ailemi özlemedim.
Her sabah değişik taktiklerle girdiğimiz ya da giremediğimiz teheccüdleri, her fırsatta Türk müsünüz? deyip bizi kucaklayan teyzeleri, namazı alınmadığınız zaman gözünüzden anlayıp yanımızdan geçerken sessizce “ hasbinallahi ve nimel vekil” diyen amcaları çok özledim…
Orada olduğumuz ilk sabah namazında Mescid-i Aksa’ya gitmek için yola çıktık. Yolda türlü planlar ve taktiklerle de gitsek, Filistinli ablalar da yardımcı olmaya çalışsa da nasip olmadı, kapıdaki askerler Türk olduğumuzu anladı ve girmemize izin vermediler.
Yapım gereği duygusal bir insan olduğum için başladım Nazir kapısında ağlamaya susturamıyorum da kendime. Bugün ilk defa böcek olmak istedim Bir duvarın kenarından girerdim görürdüm Aksa’yı Sabah namazında nasıl da güzel diye. Bunları düşünürken bir amca geldi elinde bastonu, yanında eşi güle oynaya. Sonra bastonu kaldırdı kapıya iyice bir tıklattı. “Ey kafirler açın kapıyı…” diye bir bağırdı. Şimdi insan bu duruş karşısında nasıl ağlamasın tabii ben başladım daha çok ağlamaya mesela o amcayı çok özlüyorum. Bu kapıda bir amcamız daha vardı arabasıyla (volta tipi araba) o da yanında eşiyle birlikte gelirdi. Öyle güzel bir selam verirdi ki o “selamünaleyküm”u çok özledim. O gün Rabbim kafirlerin gözünü kör etti biz de Aksamıza kavuştuk fakat girme yolunda o amcalardan öyle şeyler öğrendik ki!
Ertesi gün de aynı kapıda bekliyoruz, zafer değil seferden sorumlu olduğumuz bilinci ile. Kudüs’ün normali olan olaylardan biri de sabah namazına alınmayan Müslümanların kapıların önünde namazlarını eda etmesiymiş.
Abiler o gün de geleceğimizi anlamış olacaklar ki koskoca bir kartona geldiler tek tek küçük parçalara ayırdılar hepimizin altına onlardan verdiler serelim diye. Şimdi buna nasıl ağlanmaz?
İşte böyle veda ettik Aksa’ya şahsen ben veda edemedim. Uzun lafın kısası anlatacağım çok şey vardı sindirmeye çalıştığım çok şey vardı fakat bu sayfalar yetmeyecek gibi…
Aksa için daha edilecek çok dua var Rabbim bizleri tez zamanda Özgür Aksa’da buluştursun.