Selamünaleyküm ben Burhan Bektaşoğlu. 23 yaşındayım. Trabzonluyum. Hitit Üniversitesi tıp fakültesi 5. sınıf öğrencisiyim. Ben de ümmetin ortak davası olan Kudüs’ü kalbinde taşıyan bir neferim. Çevremden gelen “Kudüs mü..? Savaş yok mu orada? Orada ne yapacaksın Kudüs’te ne işin var?” gibi soruları geride bırakarak ayrıldım evden.
Bir akşam vakti kavuştuk Mescid-i Aksa’ya. Kudüs unutamayacaklarımın şehri oldu bana. Kubbet-üs Sahrayı müşahede ettiğim ilk an kalbimin sadrımı aşıp göğe çıkmak istercesine çarptığını unutamıyorum. Göklerden üzerimize inen sekinetin çehremizdeki yansımasını unutamıyorum. Şafak söktükten sonra kuşların Sema dansını unutamıyorum. Avlusunda başımı secdeye koyduğumdaki teslimiyeti unutamıyorum. Kapısına yanaştığımda korku ile umut arasında attığım adımları unutamıyorum.
Kudüs sokaklarında yürürken hissedilen tarih kokusunu ve halkın misafirperverliğini yaşamak, oranın ne kadar özel ve kutsal bir yer olduğunu anlamamı sağladı. Her köşesinde bir tarih, her adımda bir hikaye gizliydi. Eski çarşılarda dolaşmak, satıcılarla sohbet etmek, çocukların neşeli oyunlarını izlemek bana oradaki yaşamın devam ettiğini ve insanların barış içinde yaşama arzusunu hissettirdi. Mescid-i Aksa’da namaz kılmak, dualar etmek ve orada vakit geçirmek ruhumu dinlendirdi ve bana huzur verdi.
İşte böyle, heybedeki bir avuç azığımızla gittiğimiz bu mübarek şehirden büyük nimetlerle döndük elhamdülillah. Bu yolculuk, sadece bir ziyaret değil, aynı zamanda ruhsal bir yenilenme ve maneviyat dolu anılarla dolu bir deneyim oldu. Kudüs’ün anlamını ve önemini kalbimde daha derinden hissettim ve her Müslümanın bu kutsal şehri ziyaret etmesi gerektiğine inandım.