Selamünaleyküm,
Ben Vefa Karagöktaş. Gaziantepliyim. 21 yaşındayım. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği öğrencisiyim. Ankara’da kardeşimle yaşıyorum. Benim Kudüs’le ilk bağım ne zaman tam olarak hatırlamamakla beraber Filistin davasının beylik lafları çocuk zihnimde kalıvermiş. Kudüs için, Filistin için ilk yaptığım şey ise lise 10. sınıfta Ahmet Selim arkadaşımın bana okumam için verdiği Yoldaki Mühendis kitabıydı. Yine o zamanlarda terörist İsrail bir halt yemiş olmalı ki müdür yardımcımız bizi elimizde pankartlarla ilçe meydanında basın açıklaması yapılan bir yere götürmüştü. Elim Kudüs resmi olan bir pankart taşıdığımı hatırlıyorum. E tabi ne yaptığımı bilmiyordum. Genelde olduğu gibi kalabalıklarda dolgu malzemesiydim. Haberim yok dünyadan, haberim yok Kudüs’ten. Üniversite sınavına hazırlanırken 2021 yılının Ramazan ayı idi terörist İsrail her bayramda olduğu gibi yine can yaktığında ilk defa bilinçli olarak takip ederek haberim olmuştu Kudüs’ten. Not tutmuşum defterime “Vefa şimdi sınava hazırlanıyorsun ama sınav süreci bitince okuma listeleri yapıyorsun ve bu işi dava ediniyorsun.’’ diye. Mezuna kaldım yine aynı bayram sürecinde aynı olaylar. Kanıksanmış duygular. İsraf edilmiş heyecanlar. Ama mezun senemde ise not defterinde “Eğer eve çıkarsam inşallah evin şurası şöyle olacak burası böyle olacak oturma odasının büyük duvarına ise kocaman bir Mescid-i Aksa fotoğrafı asacağım’’ yazmışım.
Bu sene kurban bayramında daha önce Kudüs’e giden teyzemin kızı canım Hatice ablam Kudüs Kumrabası diye bir şey var ve başvuruyorsun dedi. Nasip ya başvuru sonrasında 8-9 gün içinde Kudüs’e gideceğimi öğrendim ve başladı o kutlu bekleyiş. Heyecanlar dorukta. Kimselere demiyorum nazar değer diye. Kendi gözümden sakınıyorum. Bir yandan da videolar izlemeye çalışıyorum, bilgi edinmeye çalışıyorum Kudüs için. O videoları izlerken utandım, yutkundum çokça. Ben şimdiye kadar neredeydim. Ne ile meşguldüm bu davadan daha önemli çok sordum kendime. Ve o gün geldi ve ben gidiyorum Kudüs’e.
Elhamdülillah vardık o güzel beldeye. Geri sayım bitmişti. Her şey artık daha netti. Buğular kalkmıştı. Kendi mescidine alınmamak çok ama çok kötü bir duygu. O burukluk, o çaresizlik, Aksa’ya karşı olan o mahcubiyet… Unutmayacağım ve özgür Kudüs için ömrümü artık daha temkinli kullanacağım inşallah. Orada her zerrede ecdadın izine rastlamak, ziyaret esnasında muazzam bilinçli bir kafile(Kudüs Kumbarası) ile hareket etmek çok istifadeli idi. Bir emanet alarak, vazifeli olarak gitmek elhamdülillah beni turist olmaktan muhafaza etti. Kendimle de çok kaldım, ekibimle de çokça beraber bulundum Kudüs ribatımız esnasında. Gözlerimizin içinde, yüreğimizde bir ateş yanmıştı. Aksa’nın kendisi tutuşturdu bu ateşi. İnşallah Kudüs özgürleşinceye kadar yanacak o ateş. Buna vesile olan her emek, her kuruş ne kutlu bir amel işledi. Allah razı olsun onlardan. Çok gıpta ediyorum onlara ve ben de ömrüm ve imkanın yettiğince nice gönüllerin Aksa ile tutuşması için bağışta ve emekte bulunacağım inşallah. Selam olsun Kudüs sevdalılarına.