Abdurrahman Arslan, 2002 doğumluyum, memleketim Elazığ, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. Sınıf öğrencisiyim.
Bir insanın bir bölgeye, yere bağlılık hissedebilmesi için hayatında oraya kıymet atfedecek sebebi olması gerekir. Bir Müslüman olarak ilk kıblemiz, ikinci mabedimiz, üçüncü haremimiz olan, Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen, hadislerde önemi bahsedilen bir beldeye bağlılık hissetmek her Müslümanda olması gereken bir hissiyattır çünkü Müslümanın hayatında önem skalasına sokacağı çok fazla parametreyi Kudüs içinde barındırmaktadır. Bu kadar kıymetli bir belde işgal altında olunca da gündemimizde daha çok yer almasını ve bu kutsal mekanı özgür bir hale getirmek için çabalamayı her Müslüman kendisine görev olarak addetmelidir.
Kudüs’e gitmek içinde karmaşık duyguları barındıran bir süreç, birçok peygamberin ayağının değdiği birçok olayın yaşandığı bir beldede olmak insana huzur veriyor ve belki de böyle bir mekanda bulunmanın manevi etkisi ile kendini sorgulamaya çekmeye ve ben ahiretim için ne yapıyorum dedirtmeye vesile olan bir mekan. Ama aynı zamanda böyle kutsal bir beldede Müslüman kardeşlerimizin baskı altında olduğunu hissetmek sadece kuru bir hissiyat olarak kalmayıp bunu gözlemlemek ve esnafla konuşurken insanlarda oluşan baskının farkına varmak insana üzüntü veriyor ve bizim en önemli hedeflerimizden birinin Kudüs’e özgürlük getirmek için çalışmak olduğunu hissediyorsun. Bu bölüme Kudüs’te yaşadığım bir olayı da eklemek isterim: Aksa’nın 7 kapısından da içeri alınmadım Filistinli bir abi geldi bizi içeriye sokmak için yolda yürürken kendisine “İnşallah bir gün Filistin’i özgür görmek nasip olur” dedim bana cevap olarak “Amin” dedikten sonra “İnşallah bütün Müslüman ülkeler özgür olur” dedi. Kudüs özgür değilse tutsak olan sadece Kudüs değil kendi içimizden başlayarak bizi dünyaya bağlayan hangi sebepler varsa bunları nefsimizden sökmedikçe Müslümanlar olarak çok da bir şey yapamayabiliriz. Kendimizden başlayarak tutsak olduğumuz nefsi bağlılıkları çözdükçe ve birlik oldukça inşallah adım adım Kudüs’ün özgürleştiğini de göreceğiz.
Kudüs Kumbarası projesi kıymetli bir proje çünkü oralarda yaşanan olaylara bizzat şahit olmak insan üzerinde daha etkili oluyor kendi konforlu alanımızda çok sağlıklı değerlendiremiyoruz. Bu yüzden oraları görmeye vesile olması ile çok kıymetli bir proje. Kumbara projesinin amacı bizleri sadece o bölgeye götürmekte değil ümmetin Kudüs derdi olduğunu ve bu beldeye sahipsiz bırakmak gibi bir şeyin söz konusu olmadığını göstermeye çalışmak. Benim için bunun bir parçası olarak Kudüs’e gitmek özellikle 7 Ekim sonrası biraz daha yalnız bırakılan Kudüs’e gitmek bu durumu daha kıymetli kılıyor.