Şule Sönmez – 2001 / Adıyaman

Selamunaleyküm ve rahmetullahi ve berekatuh. İsmim Malik olan Rabb’in sıradan bir kulu Şule, öğrenciyim.

Kudüs… Aşk’ın taşa, toprağa dönüştüğü kutsal mekan. Rüzgarı sevda taşıyor yüreklere. Ve rüzgarına kavuşmayı nasip eden Rabb’e sonsuz şükür ile…

İlk gidişim için alamadığım izin Allah’ın hikmetiyle doluymuş meğer. Hem Ramazana denk gelmesi hem de Ramazan olması dolayısıyla orada yaşadığım kolaylıklar açısından. Şükürler olsun… Aksa içerisine girdiğim an itibariyle beni etkisine aldı. Sarı kubbenin ihtişamlı, güzelliği, orada bulunan her şeyin Allah adına olması tarif edilemez bir duygu. Bulunduğum bütün süreler boyunca kendimi oradaki varlığıma inandıramayıp bir düşün içinde olduğum hissine kapıldım sık sık. Çünkü yaşadığım her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi. Kudüs halkı sanki bu dünyadan değildi. Bütün vakitlerde Allah’a bu kadar aşkla koşan bir millet yoktur herhalde. Yaşlı teyzeler, amcalar, çocuklar… Herkes akın akın Aksa’ya geliyordu. Ki Aksa’ya gelmenin bir açıdan tehlike olduğunu, herkes biliyordu. Öyle bizdeki gibi şaşalı ramazan sofraları yoktu. Midesi doyacak kadar azıkları ve birlikte gönül doyuracakları yoldaşlarıyla Aksa’ya iftara geliyorlardı. Buram buram ashab kokladım Aksa’da. O gözlerimi şen eden altın kubbenin etrafında. Sabah namazında, iftarda, teravihte…

Her yer kutsaldı bu şehirde. Peygamber kokusu, dokusu her yere sinmişti. Bir sürü Peygamber ziyaret ettik elhamdülillah. Anladım ki bu toprakları kutsal yapan vaktiyle üstünde yaşayan ve yaşananlardı. Tabi bütün bu duyguların yanında yükselen intikam duygusu da vardı. Nazlı Aksa’ya girerken o adı söylenmeyesi işgalcilerin hangi hadlerineyse kontrolünden geçiyorduk çünkü. Kendi istek ve hallerine göre almama lüksleri de vardı bir de. Bunca ‘Müslümanım’ diyen insana rağmen İslam’ın kutsalı işgal altında. Gelip giden insan çok çok az. Bu durumda asıl işgal altında olanın kimler ve neresi olduğunu söylemek çok da zor değil sanıyorum. Rabbim tez vakitte bizleri de vesile kılarak kurtuluşu nasip etsin. Bütün zorluklar ve tehlikelere rağmen hala sevdayla insanları Kudüs’e kavuşturan, gitmeye teşvik eden, yol açan, yolu kolaylaştıran Kudüs Kumbarası gibi bir ekibin olması muhteşem bir şey. Birlikte gittiğimiz dava ruhlu ekipten de, gitmeme vesile olan herkesten de Allah razı olsun. Umulur ki bu seferler nice dirilişlere muştu olsun.