Selamünaleyküm,
Ben Zeynep Karataş. Yıldız Teknik Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. 21 yaşındayım ve Adıyamanlıyım. Kudüs ile bağım elhamdülillah küçük yaşlarda ailem sayesinde oluşmuştu. Beni hem Filistin için düzenlenen programlara ve protestolara götürerek hem de katıldığım organizasyonlarda çeşitli görevler almamı sağlayarak bu bağı çok küçük yaşlarda içime yerleştirdiler. Yeri geldi sunuculuk, fotoğrafçılık yaptım, yeri geldi çöp topladım, temizlik yaptım. Elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım ve çalışmaya da devam ediyorum. Tüm bunların kişiliğime çok fazla olumlu yansıması oldu, çok şükür.
Kudüs’e gitmek benim için her duyguyu çok yoğun bir şekilde barındıran bir deneyimdi. Her şeyi tekrardan daha farklı duygularla sorgulamama vesile oldu ve beni en çok düşündüren de “Nasıl bir öğretmen ve anne olmalıyım?” sorusuydu. Çünkü bizimle aynı bilince sahip olan insanların aslında ne kadar az olduğunu tekrar fark ettim. Bu farkındalık, daha Kudüs’e gelmemişken, çevremdekilere heyecanla Kudüs’e gideceğimi söylediğimde aldığım tepkilerle başladı. “Savaş var, nasıl gidersin? Sana mı kalmış oraya giderek destek olmak?” gibi tepkilerle gitmemeye ikna etmeye çalıştılar. Bu nedenle, Filistin davasına sahip çıkacak insanların çoğalması ve sürdürülebilir olması için küçük yaşlardan itibaren bu hassasiyeti aktarıp bilinçli nesiller yetiştirmek fazlasıyla önem arz ediyor.
Bizi sınırda keyfi olarak bekletmeleri, Yahudi ve Hristiyan mahallelerini gezerken mahalle değil de ülke değiştiriyormuş gibi hissettiren görsellerle karşılaştığımda hissettiğim acziyet, Mescid-i Aksa’nın kapılarından Türk olduğumuz için kaba bir şekilde kovulmamız gibi olaylar yaşadım. Ama tüm bu olayların ve ırkçılığın yanında, Filistinli abi ve ablalarımızın, kardeşlerimizin bizlere olan ilgisi, samimiyeti ve misafirperverliği, onların takvasına şahitlik etmek, bendeki sorumluluk bilincini daha da pekiştirdi. Küçüklüğümden beri, özellikle de 7 Ekim’den sonra çok fazla okumalar yaptım, programlara katıldım ve Filistin için yapılan etkinliklerde birçok görev aldım. Ancak bu davayı daha iyi anlamam ve içselleştirmem için Filistin’i görmem, Mescid-i Aksa’yı görmek için kendimi yormam, çocuklarla oynamam ve Müslüman kardeşlerimizle sohbet etmem gerekiyormuş. Bu sayede artık hayatıma daha farklı bir şekilde bakabiliyorum.
Kudüs Kumbarası projesiyle Kudüs’e gitmek, kadim toprakları görmeyi çok daha kıymetli hale getirdi. Her anımı çok daha değerli kıldı. Özenle seçilerek oluşturulan ekipteki arkadaşlarımızın farklı alanlarda bir çaba göstermesi beni çok iyi hissettirdi ve kendimi gerçekten bu davanın bir parçası gibi hissetmemi sağladı. Sorumluluk duygumu arttırdı. Kudüs Kumbarası ekibine ve bağışçılarına çok çok teşekkür ediyorum, Allah hepsinden razı olsun inşallah. Kudüs Kumbarası sayesinde sadece maddi destek sunulmuyor, aynı zamanda bizlerin manevi dünyasının zenginleşmesine ve ümmet bilincine sahip olmamıza da katkı sağlanıyor.